Tarih ve araştırma kitapları, belgeler, incelemeler bazı okurların ilgisini çekmeyebilir, kimileri özellikle uzak kalmayı isteyebilir, okunanlar çabuk unutulabilir. Oysa hikâyelerdir akılda kalan. Anlar, durumlar, sözler, sahneler, kişiler kalır. Bu seçkinin bir amacı da tarihi edebiyatla güncellemek… Hayatları ellerinden alınmışlara hayat kazandırmak. – Murathan Mungan

Metis Yayınları’ndan çıkan Bir Dersim Hikâyesi kitabı Murathan Mungan‘ın hazırladığı bir seçki. Yazarların daha önce yazdıklarından bir derleme değil; Mungan’ın “ortak bir tema üzerine çeşitlemeler” diye nitelendirdiği bu kitap için özel olarak yazılan öykülerden oluşuyor.

Kendisi farkında olsun ya da olmasın bu ülkede herkesin bir Dersim hikâyesi vardır. İlle de içinde olmaları gerekmez. Bazen bir ucunun değdiğini bile bilmeden yaşayıp gitmişlerdir. Ben de bu kitap için yazarlardan bunu istedim: Bir Dersim hikâyesi anlatmalarını. – Murathan Mungan

Seçkide edebiyatın önemli isimleri yer alıyor: Ahmet Büke, Yalçın Tosun, Ayhan Geçgin, Cemil Kavukçu, Behçet Çelik, Ayfer Tunç, Burhan Sönmez, Hatice Meryem, Şule Gürbüz, Hakan Günday, Ayşegül Çelik, Haydar Karataş, Murat Yalçın, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Yavuz Ekinci, Seray Şahiner, Murat Özyaşar, Jaklin Çelik, Gönül Kıvılcım ve Barış Bıçakçı.

Kitapta yer alan öyküler birbirinden farklı konular etrafında anlatıyorlar Dersim’i. Genç bir delikanlının dedesinin madalyasından duyduğu kıvancın utançla yer değiştirmesi, dönemin tanıklarıyla röportaja giderken doğru ifadeleri seçme telâşı, bölgeyi terk edip ulus aşırı topraklara göç edenler, Sabiha Gökçen’in hayali uçuş notları, bombalama anında birbirini arayan Dersimliler ya da yıllar sonra Dersimli bir kadının havalimanında Sabiha Gökçen fotoğrafıyla karşılaşması… Yerel sözler, söylemler, destanlar…

Türkiye resmi tarih kayıtlarına göre 1938’de Dersim’de isyancılar vardı ve yürütülen harekât sonucunda bu isyan sona erdirildi. Harekâta katılanlara şeref madalyası verildi. Oysa şöyle bir gerçek var;

Sonuçta göğse takılan her şeref madalyası kana batırılmıştır. – Ayfer Tunç

Yakın tarihin üzerindeki perdeleri kaldırmak ve bilinmeyenleri anlatmak isteyenlerin işi de zordur aslında. İnsanlara bunca yıldır inandıkları şeylerin yanlışlarını anlatıp, doğrularını göstermek isterler. Aynı bu seçki kitabı gibi, ince çizgilerle sınırlandırılan hassas bir iştir.

Şeref madalyaları belgeseli yapmıyoruz sonuçta. Gitmeden önce aramızda epeyce tartıştık. Nasıl soralım? Harekât mı diyelim, katliam mı mesela. Soru sorarken seçtiğiniz kelimeler çok önemli. Soykırım kelimesinden bahsetmiyorum bile. Gerçeğin perdesi demirden olur, altında kalırsanız ezilirsiniz. Zaten tarih yazıcılığının en trajik kısmı da budur. Açayım derken perdenin altında kalanlar. Onların tarihini kimse yazmaz. – Ayfer Tunç

Peki ya harekâta katılanlar? Yıllar sonra, 1938 Dersim olayları tartışılırken havalimanına verilen adının değiştirilmesi istenen, Türkiye’nin ilk kadın pilotu ve M. K. Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen’in günlükleri olsaydı ve onlara ulaşılsaydı mesela, neler yazmış olabilirdi oraya?

İsabet ettiğinde vücutlarını parçalara ayıracak. Şuurlarının açık olduğu o son saniyelerde vücutlarının parçalarını görecekler. Kollarını. Bacaklarını. Başlarını. Söz dinlemeyen başlarını. Kanun harici yaşayanlar. Parça parça. Ağızlarından burunlarından. Kum. Taş. Toprak. Gelecek. Orduyu. Türk ordusunu mahkuma mahkum edemeyecekler. Ordu hakimde. Hep öyle kalacak. Asiler, aldatılmışlar mahkumda. İlelebet. – Hatice Meryem

Harekât emrini verene duyulan büyük aşk da yer almış mıdır günlüklerde?

O anı biz mi yaşadık? Evet. Başımı kaldırıp göğe bakıyorum. Babamın gözlerinin rengi. Aşkla seviyorum onu. Ben nereden kalkarsam kalkayım babama konacak bir kartalım. – Hatice Meryem

Harekât anında kaçmak, saklanmak, kaybolan yakınlarını bulmak ya da bütün ümidini yitirip ölmeye yatmak…

Yılan Dağı’nın sırtından bir çığ gibi inmişlerdi ki üç demir canavar daha göründü gökyüzünde. Üçü de birbirinden hamile. Onlar nereye ekeceklerini düşünürken ölümü, canavarları gören âşıkların ağzındaki dualar daha da büyüdü:
Zerre’yi bulmak yetmez Allah’ım
Emret de şu bombalardan önce bulalım
Olmuyorsa da azat et,
Dersim’le beraber yanıp kül olalım. – Hakan Günday

1938’de Dersim’de yaşananların yıllar sonra konuşulmaya başlanması bir tesadüf ya da bazılarının iddia ettiği gibi politik bir oyun olduğundan değil, insanların anlatacak hikâyeleri olduğu içindir aslında.

İnsanı öldürerek susturacağını sanan hükümetler, Anadolu’da sazı ve toprağı susturabilseydi, Dersim acısı bir daha da konuşulmayacaktı belki. Tabii bir de masal anlatıcıları… – Haydar Karataş

Bugün herkesin kafasında geçmişte yaşanan acılara dair hikâyeler var. Bir kısmımızın yaşadığı, bir kısmımızın tanıklık ettiği ya da farklı kaynaklardan dinlediği ve öğrendiği hikâyeler. Yüzleşmekten çekinilen ve baskılar sonucu salt politik malzeme haline getirilen acılar… Bir Dersim Hikâyesi tarihle yüzleşmemiz, yüzleşebilmemiz için hazırlanmış.

Dersim’in bir diğer adı da “Kalan”dır. 23 yazar arkadaşımdan ve benden kalan olsun bu kitap da…

Bilirsiniz: İnsandan daha uzun yaşar kemikleri. Dillerini ne kadar toprağa gömerseniz gömün, kelimelerin kemiklerini örtecek toprak yoktur. Gün gelir, yazılır, söylenirler… – Murathan Mungan

Send this to a friend