Safımı baştan belirteyim; Bukowski, benim edebiyat evrenimde uzak ve sönük bir yıldızdır. Fakat biliyorum ki, seveni (hatta tutkunu) azımsanmayacak kadar fazladır. Toyluktan yetişkinliğe geçiş karanlığında onu fener edinenler, hayatı kavramaya çalışırken Bukowski’ye danışanlar da epeycedir. O halde sözünün kıymetsiz ve/veya tesirsiz olduğunu iddia etmek, eleştirel züppelikten başka bir şey olmaz.

“Lanet olasıca” buhranların ustası, zincirlerimiz ve bunalımlarımız üzerine -yazdığı romanlara benzeyen- birkaç kelam etmekten geri durmamış:

Kendimi zayıf, bilirsiniz, bunalımda hissettiğim dönemler olur… Bu durumda üç gün, dört geceliğine yatağa girerim. Perdeleri çeker ve sadece yatakta uzanırım. Arada kalkıp sıçar, işer, bir bira yuvarlar ve tekrar yatağa dönerim. Bu bittiğinde, iki, üç ay boyunca kendimi tam bir aydınlanma yaşıyormuş gibi hissederim. Bundan kuvvet kazanmışımdır. Sanırım bir gün,’bu psikozlu herif bir şeyler biliyormuş, çağının ve tıbbın ilerisindeymiş, her şeyi çözmüş’ diyecekler… Herkes yatağa gitmeli ve üç, dört günlüğüne boşvermeli. Sonra kendilerini bir süre iyi hissedecekler. Aslında şeye çok takıntılıyız… Kalkmalı, yapacağımızı yapmalı ve tekrar yatmalıyız. Şu sıralar beraber yaşadığım bir kadın var. Saat yarım, bir filan oluyor, uykum geliyor ve uyumak istiyorum. O, ‘Ne? Saat daha bir ve sen uyumak mı istiyorsun?’ diyor, oysa içki bile içmiyor oluyoruz. Be kadın, uyumak dışında yapacak bir şey yok. İnsanlar süreçlere mıhlanmış halde. Yukarı, aşağı; bir şeyler yap. Kalk, bir şeyler yap, uyu. Kalk…Bu çemberin dışına çıkamıyorlar. Göreceksiniz, bir gün, ‘Bukowski haklıymış’ diyecekler. Üç dört gün uzanın, yaratıcı özünüzü geri kazanın. Kalkın, etrafa bakın, ve yapın işte. Ama bunu kim yapabilir ki? Paraya ihtiyacınız var. Bu kadar. Uzun bir söylev oldu değil mi? Ama bir anlamı var.

Bir de bonusu olsun bu yazının. Tom Waits, Bukowski’nin Gülümseyen Kalp şiirini seslendiriyor. Hışırtıyla…

Hayatın senin hayatın
rutubetli bir boyun eğmeye sopalanmasına izin verme
gözün açık olsun.
çıkış yolları var.
bir yerlerde ışık var.
belki çok değil ama
karanlıktan iyidir.
gözünüz açık olsun.
tanrılar size fırsatlar sunacaklar.
bilin onları.
ele geçirin onları.
belki ölümü yenemezsiniz ama
ama hayattaki ölümü yenebilirsiniz, bazen.
ve siz bunu daha sık yapmayı öğrendikçe,
daha fazla ışık olacak.
hayatın senin hayatın.
elinizdeyken bilin.
sen fevkaladesin
tanrılar zevk almak için bekliyorlar
senin içinde.

Send this to a friend