İlk defa 1991 yılında, kararttığım salonumda camera obscura tekniğiyle fotoğraf çekimi yaptım. Önce odayı hazırladım: Odanın tamamen karanlık olması için camları siyah plastikle kapladım. Sonra bu malzemenin üzerinde küçük bir delik açtım. Böylece dışarının görüntüsü delikten süzülerek ters bir şekilde karşıdaki duvara yansıdı. Genelde duvara yansıyan görüntünün önüne fotoğraf makinemi kurar ve uzun pozlamaya ayarlarım. Başlarda pozlama süresi beş ila on saat arasında değişiyordu.

Zifiri karanlık bir odada küçücük bir delik açılır ve bir anda dışarıdaki görüntü karşı duvara yansır, tersten. Aristo zamanından bu yana bilinen bu doğal fenomen, 18. yy’da camera obscura (Lat. karartılmış oda) isimli optik bir alete dönüştürülür. İlk fotoğraflar, Joseph Nicephore Niepce, Louis Daguerre ve William Fox Talbot gibi fotoğrafçılar tarafından bu aletle çekilir. Abelardo Morell günümüzün camera obscura kullanarak üreten en ünlü fotoğrafçılardan biri. Dünyanın çeşitli yerlerine giderek çekim yapan Morell iç ile dış mekânın kendine özgü birleşimlerini yakalıyor. Morell hakkında çekilmiş Shadow of the House isimli bir belgesel de var.

Birkaç yıl önce bu sürecin görsel niteliğini daha da artırmak için renkli film kullanmaya ve deliğin üzerine bir lens yerleştirmeye başladım, böylece içeriye düşen görüntü daha net ve parlak oldu. Artık görüntünün yüzeye düz yansıması için bir prizma da kullanıyorum. Ayrıca dijital teknolojiler sayesinde pozlama süresi epey kısaldı. Yeni çalışmalarımda dışarıdan gelen görüntünün daha gerçekçi yansıyor oluşunu çok seviyorum. Dış ve iç mekân evliliğinde taraflar böylece daha eşit bir konuma geliyor.

Morell’in çadır çekimi:

National Geo­graphic dergisi çalışanlarından odanızı camera obscura‘ya çevirmenin yolu:

Terk edilmişi bir binanın dışarısında olan biteni gösteren bir camera obscura:

Sahilde dev bir kamera:

Bonus: Daguerre Type

Send this to a friend