8bb6qKq5Jww

2015’te gitmediyseniz, yeni yılda kendinize bir iyilik yapın ve dijital sanatın en saf haline yolculuk fırsatını kaçırmayın. Akbank Sanat‘ta 13 Şubat’a kadar devam edecek olan Monochrome sergisi, dünyaca ünlü dijital sanatçılar Ryoichi Kurokawa, Zimoun, LIA, Memo Akten, Quayola ve Simon Heijdens’ın yanı sıra, İstanbul’un dijital sanat alanında dikkat çeken isimleri Selçuk Artut, Ouchhh ve Refik Anadol’un işlerini bir araya getiriyor. Serginin kuratörleri Ceren ve Irmak Arkman, siyah-beyaz işlerin dijital sanatın en iyi yansımaları olduğu düşüncesinden hareket etmiş:

Tek bir rengin tonlarından oluşan ve bu nedenle renk çeşitliliğinin getirdiği olasılıklardan mahrum olan bu işlerin siyah-beyaz estetiği gücünü çizgi ve geometriye duyduğumuz temel bir hayranlıktan alıyor. Minimal ama bir o kadar da hareketleri, yenilikleri ve teknolojileri ile kuvvetli ve dikkat çekici olduklarından bu işlerin izleyiciyi yakalamaları ve beğeni uyandırmaları aslında çok kolay. Aynı anda hem çok sade ve ulaşılabilir hem de çok karmaşık ve çok katmanlı olan bu işler sadece yüzeyi izlemek isteyenler için de daha derin katmanlara dalmak isteyenler için de bir izleme keyfi sunuyor.

Kant’ın tanımıyla taklit, anlam ve eğiticilik gibi kaygılardan uzak, sadece estetiğe dayalı “serbest güzellik” örnekleri olan bu işler en basit anlamıyla kendiliklerinden güzeller. Algılarımızla oynayarak deneyimleyip keyfini çıkarabileceğimiz alternatif mekanlar/dünyalar/doğalar yaratmayı hedefliyorlar. Bu anlamda, Monochrome her şeyin ötesinde izleyicisine keyif vermeyi hedefleyen bir sergi.

Quayola‘nın sergide yer alan çalışması Pleasant Places (2015) ismini Hollanda’da 17. yüzyılda üretilen doğa resimlerinden alıyor. Sanatçı 125 yıl sonra Vincent Van Gogh’un yaşadığı Güney Fransa kırsalına geri dönüyor ve burada görüntü kayıtları alıyor. Ardından bu görüntüleri bilgisayarda üretilmiş görsellere dönüştürüyor. Doğanın başlangıç noktası olduğu çalışmalar, yoğun bir geometrik yığında sonuç buluyor.

Daha önce zenginleştirişmiş mekânlarına yer verdiğimiz Refik Anadol, sergide kanvas üzerine üç boyutlu görüntü eşleme çalışması Cavity (2014) ile yer alıyor. Refik Anadol 2015’in en üretken sanatçılarından biri oldu. Çalışmaları dünyanın birçok büyük şehrinde sergilendi. 2015’in başlarında Blok Art Space tarafından gerçekleştirilen Dalgalar sergisinde yer alan, Alper Derinboğaz ile ortak projesi Pasaj, İstanbul Bienali’nde sergilenen Infinity Room ve İstanbul Işık Festivali‘nde yer alan Liminal Room, İstanbullu sanatseverle buluşan üç çalışması oldu.

Monochrome sergisinin Türkiye’den diğer bir katılımcısı ise Selçuk Artut. Kendisini ilk olarak Replikas’tan tanıyoruz aslında. Müzik çalışmalarının yanı sıra etkileşimli dijital sanatlar konusunda da birçok üretim yapan Artut, sergide Blackout (2015) başlıklı bir etkileşimli yerleştirme ile yer alıyor. Sanatçının 2014 yılında yayınlanan kitabı Teknoloji & İnsan Birlikteliği, dijital sanatlarda sıkça kullanılan insan-bilgisayar etkileşimine kavramsal açıklamalarda bulunuyor. Konuya ilgisi olanların göz ardı etmemesi gereken bir yayın.

İstanbul merkezli yeni medya ajansı Ouchhh da serginin Türkiye’den konukları arasında yer alıyor. Dijital ve hareketli grafik ve ses tasarımı konularında uzmanlaşan ajans, etkileşimli yeni medya platformları, kinetik heykel, çevreleyen (immersive) yerleştirmeler ve görüntü eşleme gibi türlere odaklanıyor. Ouchhh Monochrome sergisinde Hyper/ine (2015) başlıklı görsel işitsel yerleştirmesi ile yer alıyor.

ouchhhLondra’da yaşayan İstanbullu sanatçı Memo Akten ise sergiye Reducible Complexity (2013) başlıklı üç kanallı video yerleştirmesi ile katılıyor. Akıllı tasarım savunucuları tarafından sıkça kullanılan “indirgenemez karmaşıklık” terimiyle oynayan sanatçı, bu tür sözde bilimsel yaklaşımlara karşı görsel bir yorum getiriyor.

Daha önce Ground isimli çalışmasına yer verdiğimiz Japon sanatçı Ryoichi Kurakawa’nın, bu sergide yer alan çalışmasının başlığı ise Constained Surface (2015). Görsel işitsel bir heykel olan çalışmada sürekli renk değiştiren dijital heykele cızırtılı sesler eşlik ediyor.  Sergi salonunun bir tarafında kapalı bir alana kurulan çalışma çevreleyen bir deneyim yaşamanıza olanak veriyor.

Simon Heijdens‘in çalışması Lightweeds ise etkileşimli bir ışık yerleştirmesi. Sanatçının sergi salonu duvarlarına yansıttığı aslında sadece bir yabani ot görüntüsü değil, yaşayan dijital bir organizma. Serginin bulunduğu binanın dışına yerleştirilen sensörlerden aldığı hava durumu bilgisine göre gelişen yabani otlar aynı zamanda ziyaretçilerin hareketlerine göre polenlerini dağıtıyor, sergi duvarlarına yayılıyor.

Modern dünyanın dip gürültüsü Monochrome sergisi ile birlikte ikinci kez Türkiye’de. Zimoun‘un basit düzeneklerden oluşan ilginç kurulumları bu sefer Akbank Sanat’ın duvarlarında çınlıyor. Motorlara bağlanmış 216 adet tel serbest salınım ile beyaz duvarlara kara kalem çizikler atarken sergi mekânının derin dip gürültüsüne özel katkılarda bulunuyor.

Sergiyi ziyaret etmeyi düşünenlerin aklında bulunsun, Akbank Sanat binası Pazar – Pazartesi ve resmi tatil günleri dışında her gün 10:30 – 19:30 saatleri arasında ziyarete açık ve sergiye giriş ücretsiz.

Kapak Fotoğrafı: Lia / Transition 89 – 2.0  (sanatonline.net aracılığıyla)

Send this to a friend