Kocanız yorgun argın işten geldiği zaman sakın sokağa çıkacağınız için giyindiğinizi söylemeyiniz. ‘Siz geleceksiniz diye giyindim’ diyiniz.

Simone de Beauvoir “Kadın doğulmaz, kadın olunur” derken işte tam da bu tarz yönlendirmeleri kasteder. Anne-baba, konu-komşu telkinleriyle, gazete ve dergilerin yoğurması ve reklamların yönlendirmesiyle ortaya çıkar o anlaşılmaz bulunması bile çekici kılınmış kadın. Ne yapıp yapmaması gerektiği, en ufak detayına kadar düşünülmüştür ve her dönem, her kadın, bunları uygulamanın veya uygulamak istememenin çileleriyle boğuşur. Elbette erkek de bu parodiye maruz kalır, hatta bazen bu oyundan haberi bile olmaz, oyuncak olur. Adorno’nun dediği ve aşağıdaki öğütlerde gördüğümüz üzere kadının sabırlı anlayışlılığı aslında sahtedir:

Erkeğin üstünlüğünü öne süren ve düpedüz yalan olan ideolojinin altında gizli bir ideoloji daha vardır, ötekinden daha doğru da olmayan bir ideoloji: Zayıftır erkek, çekip çevirmelerin, manevraların, yalan dolanın kurbanıdır… İki taraf da haksızdır. Gücünü para kazanmanın insani bir değermiş gibi sunulmasından alan kocanın maskesini düşürürken, kendi tüm hakikatini aradığı yer olan evliliğin sahteliğini de açığa çıkarır kadın. Minima Moralia, 111

Kadınlara biçilen rol genelde kendini saklaması, geri planda tutması, çok konuşmaması, yalan söylemesi, çocuğuna ve erkeğine bakması gibi öğeler içerir; bu başlıklar altındaki istekler zaman içinde değişir, evrilir. NTV Tarih’in Tavanarası bölümünde yayımladığı, muhtemelen 1940’lı, 50’li yıllara ait bu eşsiz öneri listesine bugün kahkahalarla gülüyoruz. Ancak bugünkü “erkeğinizi elde etmenin/elde tutmanın 10 yolu” listelerine de gelecek nesiller gülmekten ölecek. Yine Adorno ile bitirelim:

Sahte yakınlık diş bilemeye yol açar.

Send this to a friend