Bir kız, bir de oğlan çocuğu babası olan Colin Stokes, on iki dakikalık TED konuşmasına ebeveynliğin en keyifli yönlerinden birinin, çocuklarla birlikte film izlemek olduğunu söyleyerek başlıyor. Stokes aynı zamanda Amerika’nın sekiz eyaletinde, düşük gelirli çocukların aldığı orta okul eğitimini yeni bir bakış açısıyla geliştiren Citizen Schools isimli bir vakfın kurucusu. Filmlerin erkekliği öğretme biçimini, kızıyla birlikte Oz Büyücüsü‘nü yıllar sonra yeniden izlediğinde fark etmeye başladığını anlatıyor:

Oz Büyücüsü ve bugünlerde izlediğimiz filmler arasında birkaç büyük fark var. Bunlardan biri Oz Büyücüsü’nde çok az şiddet olması. Maymunlar biraz agresif, elma ağaçları da. Ama eğer Oz Büyücüsü bugün yapılsaydı, bence büyücü derdi ki “Dorothy, sen kehanetin öngördüğü kurtarıcısın. Sihirli ayakkabılarını Kötü Cadı’nın bilgisayarla yaratılmış ordularını yenmek için kullan.” Ama böyle olmuyor.

Oz Büyücüsü‘nü eşsiz yapan başka bir şey de bence bütün görkemli ve bilge, hatta kötü karakterlerin kadın olması. Bunu fark etmeye yıllar sonra kızıma Yıldız Savaşları’nı gösterirken başladım ve durum çok farkıydı. Artık bir de oğlum vardı.

Oğlu acaba cesaret, sadakat ve azim temalarını görebiliyor muydu yoksa doğuştan gelen sihri ile kainatı kurtaran ve ödül olarak prensesten öpücük kapan erkeklerden ibaret bir dünya mı görüyordu? Bu sorular üzerine düşünürken, izlediği filmlere Bechdel testini uygulamaya başlamış. Çizgi romancı Alison Bechdel’in 1985’te bulduğu bu testi, çok az filmin geçtiğini görmüş. Test sadece üç sorudan oluşuyor:

  1. Hikâyede birden fazla kadın karakter var mı?
  2. Kadın karakterler karşılıklı konuşuyor mu?
  3. Hoşlandıkları erkekler dışında bir konu hakkında mı konuşuyorlar?

Daha sonra toplumsal yaşama dair diğer istatistiklerle kısa ve vahim bir portre çizerek, çocuklara neler öğretildiğini sorguluyor:

Geçen sene, New York Times hükümetin yaptığı bir araştırmayı yayımladı, sonucu şu: Amerika’da her beş kadından biri hayatlarının bir kısmında cinsel saldırıya uğruyor. Bunun popüler eğlence dünyasının suçu olduğunu düşünmüyorum. Çocuk filmlerinin bununla ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Müzik videolarının veya pornografinin bununla doğrudan bağlantılı olduğunu da düşünmüyorum. Ama bir şeyler ters gidiyor ve bu istatistikleri duyduğumda, “bu çok fazla sayıda cinsel tacizci demek” diye düşünüyorum. Kim bu erkekler? Ne öğreniyorlar? Ne öğrenmiyorlar? Erkek kahramanın işi, kötü karakteri şiddetle yenip, sonra da ödülü olan, arkadaşsız ve konuşmayan kadını toplamak mı? Bunu mu öğreniyoruz?

Stokes bu noktada özellikle babaları, çocuklarına Bechdel testini geçen filmleri izletmeye davet ediyor. Erkek ve kadın arasındaki ekonomik rollerin değiştiği günümüzde, toplumsal hayata sağlıklı bir şekilde uyum sağlayabilmeleri için erkek çocuklarına “kehanetle gelecek bir görevde tek başına savaşmak”tan başka bir yol gösteren, yeni bir erkeklik tanımı öğretilmesi gerektiğini söylüyor:

Onlara, gerçek bir erkeğin kız kardeşlerine güvenen, saygı duyan biri olduğunu;  kadınlarla aynı takımda bulunduğunu ve kadınları kötüye kullanan kötü adamlara nasıl karşı geldiğini göstermeliyiz… Dorothy filmde nasıl kazanıyor? Herkesle arkadaş olarak ve bir lider olarak. Ben çocuklarımı böyle bir dünyada yetiştirmeyi tercih ederim.

Send this to a friend