1913 yılı modernist sanatı daha görünür kılan iki skandala sahne olmuştu: Paris’te Bahar Ayini’nin yarattığı skandal ve New York’taki Armory Show sergisi. Modern sanatın Amerika’yı istilası olarak görülen Armory Show’da, 300 Avrupalı ve Amerikan sanatçının katılımıyla yaklaşık 1250 resim sergilemiş, aynı zamanda heykellere ve dekoratif eserlere de yer verilmişti. Eugène Delacroix, Vincent van Gogh, Paul Gauguin, Paul Cézanne, Edvard Munch, Claude Monet, Henri Matisse, Wassily Kandinsky, Pablo Picasso ve Marcel Duchamp gibi sanatçıların bulunduğu sergi için dönemin Amerikan Başkanı Roosevelt “Bu sanat değil!” derken, basından “ucubeler ve palyaçolar sirki” yorumları yükselmiş, sanat çevreleri de “tamamen garip, samimiyetsiz eserler ve yetenekten yoksun sanatçıların tabloları” diyerek tarafını belli etmişti.

Bir gazeteye göre on bin kızgın eleştirmen, Marcel Duchamp’ın Merdivenden İnen Nü resmi üzerine on bin yorum yazmış, ama ne çıplak insanı ne de merdivenleri bulabilmişti. Sergide kalabalıklar resmi yakından görmek ve bu bulmacayı çözmek için uzun kuyruklarda bekliyor, başka bir gazete resmin “çözümünü” anlatan diyagramlar yayımlıyor, karikatüristler dalgalarını geçiyor ve hatta bir dergi resmin açıklamasının başına ödül koyuyordu. Sembolizm, İzlenimcilik ve Kübizm gibi akımlarla tanışan Amerika’da ilk anda tepkiyle karşılanan sergi, artık Amerikan sanat tarihinin en etkili sanat olaylarından biri olarak anılıyor.

Stravinsky ve Bahar Ayini

Picasso’nun kaleminden Stravinsky

Okyanusun öte yakasında ise bir Rus, Stravinsky, müzik alanında bu kez Avrupalıları sarsıyordu. Yüzyıl dönümünde sanatsal üretim bakımından Viyana ve Paris ile yarışan St. Petersburg’da büyüyen Stravinsky, 1910’da yapımcı Sergei Diaghilev’in teklifi üzerine Avrupa’ya gelmiş ve Rus Balesi ile çalışmaya başlamıştı. İlk olarak fantastik bir hikâyesi olan Firebird (Ateş Kuşu) için müzik yazmış, öğretmeni Rimsky’nin yarım ton aralıkları ile kendi ritim anlayışını harmanlamıştı. Tchaikovsky’yi anımsatan bu müzik, Debussy’nin müziğini hep biraz kasvetli ve mistik bulan sofistike Parisliler tarafından hemen sevilmiş ve Firebird’ün ilk gösteriminin ardından, Stravinsky Paris’teki hemen her önemli besteci ve düşünürle tanışmıştı. Ravel, bu gösteri sonrasında bir arkadaşına, “Rimsky’nin ötesinde bir şey bu”, diye yazar. Ertesi sezon müziklerini bestelediği Petruşka balesinde, daha modern, daha akılda kalıcı folk melodiler kullanır ve başroldeki kuklayı Vaslov Ninjinsky’nin canlandırdığı bu gösteri de büyük bir beğeniyle karşılanır. 29 Mayıs 1913 akşamı Bahar Ayini’ni izlemeye gelen seyirciler de koltuklarına yerleşirlerken yine muhteşem ama geleneksel çizgide bir gösteri bekliyordu.

Vaslov Ninjinsky

Stravinsky’nin aklına 1912’de ölümüne dans eden bir kadının hikâyesi düşmüş ve müziği için folk melodilerini araştırmaya girişmişti. Bahar temasına uygun gördüklerini küçük motifler halinde parçalayıp, katmanlar halinde birleştirmişti. Koreografisi Vaslov Ninjinsky’ye ait olan, sahne tasarımı ve kostümleri arkeolog Nicholas Roerich’e ait olan gösteri yaklaşık otuz üç dakikaydı. Champs-Elysées Tiyatrosu’ndaki seyirciler fagot solosuna eşlik eden harmoniden uzak melodilerle açılan gösteriye anlam verememiş ve daha ilk dakikalarda yuhalamaya başlamıştı. Rus pagan dekorasyonu önünde bükük kollar ve bacaklarla yeri inletircesine zıplayan dansçıların tuhaf koreografisi, geleneksel kalıplardan çok uzak müziğe eşlik etmeye başlayınca seyircilerin rahatsızlığı daha da büyüdü. Stravinsky’nin eserini beğenenler ile tepki gösterenler arasındaki gerilim arttıkça olay karşılıklı sözlü sataşmalardan çıkıp fiziki saldırı boyutuna taşındı. 33 dakikalık gösterinin ilk perdesi bittiğinde polisler gelmiş ve kızgın kalabalığa müdahale etmişti, ancak gösterinin ikinci perdesinde polis de seyircileri dizginlemeyi başaramadı ve sokaklara taşan bir isyan baş gösterdi.

Tüm bu yaygara neden kopmuş diye merak ederseniz, Joffrey Ballet topluluğunun 1978 yılında gösterinin orijinal koreografisine sadık kalarak yeniden inşa ettiği Bahar Ayini‘ni aşağıda izleyebilirsiniz.

Beethoven’ın 9. Senfoni’si nasıl senfoni kurallarını değiştirdiyse, Stravinsky’nin de Bahar Ayini ile baleyi dönüştürdüğü söylenir. O zamana kadar güzel, zarif ve büyüleyici olmakla (Kuğu Gölü, Fındıkkıran, Uyuyan Güzel) tanımlanan baleye çelişkili öğeler katar. Alex Ross, Stravinsky için “diğerleri armoni alanında devrimler yaptıysa da, hiçbiri ritim alanında Stravinsky’ye rakip olamazdı”, der. Stravinsky daha sonra 1950’li yıllara kadar Neoklasisizmin güvenli sularında seyretti, daha sonra radikal bir kararla Serializme geçti. Bunda Adorno’nun eleştirisinin payı bilinmez. Zira Adorno, Yeni Müziğin Felsefesi kitabında Stravinsky’nin Neoklassizmini yerle bir ederek, Schoenberg’in on iki ton kompozisyonundan yana tavır koyuyordu. Ona göre modern çağda tonaliteyi muhafaza etmek faşizme hizmet etmek demekti; atonalite ise burjuva kitle kültürüne karşı bir isyanı temsil ediyordu. Bunun kitabını yazan kişi ise Schoenberg idi. O da başka bir yazıya.

ELEKTRONİK MÜZİK TARİHİNDE NEREDEYİM?

Send this to a friend