YAZI

SANATTAN SÖZ EDEN ROMANLAR

Bu yazıda andığım romanlarda sanatçı ve sanat yapıtının sıradan insanı korkutan yanları öne çıkarılmıştır. Zapt edilmek istenen insanın içindeki fırtınadır. Uygarlık ve kötülük gibi kavramlar sanatın baş döndürücü kışkırtmaları karşısında sarhoş olur, bireydeki bu güç onu tanrısallaştırır. Sıradanlıktan, bayağılıktan, boşunalıktan kurtuluşu vaat eder sanat. Çünkü yirminci yüzyılın modernist hayalleri halen ak kor halinde küllerin içinde sıcaklığını sürdürmektedir. Ancak şimdi yirmi birinci yüzyıldayız. Defalarca yerle bir olan iyimserlik, edebiyatta yerini soğuk ve acımasız bir gerçekçiliğe bıraktı...

YOUNG-HA KIM: SANATÇI OLUN, HEMEN ŞİMDİ!

"Birçok kişi bu konu açıldığında gerilir ve karşı çıkar: 'Sanat karın doyurmaz, zaten şu an meşgulüm. Okula gitmem lazım, iş bulmam lazım, çocuklarımı derse götürmem gerek...' 'Çok meşgulüm, sanat için vaktim yok' diye düşünürsünüz. Hemen şimdi sanatçı olmamamız için yüzlerce neden vardır. Neden sanatçı olmamamız gerektiğini biliriz, ama neden olmamız gerektiğini bilmeyiz."

HER TÜRLÜ TÜRKÇE SORUNU İÇİN EŞSİZ KILAVUZ

Diyelim şehrinizde Oxford yoktu, Türkçe öğretmeniniz bir türlü atanmadı, anadiliniz Türkçe değil ya da Türk Dil Kurumu'na çoktandır güvenmiyorsunuz... Yine de dili doğru kullanmak için bir şansınız daha var: Metis Türkçe Sorunları Kılavuzu.

YAŞLI DÜNYAYA GENÇ GELENLER: ERIK SATIE VE CLAUDE DEBUSSY

Erik Satie ve Claude Debussy 1890 yılında, biri yirmi dört, diğeri yirmi sekiz yaşındayken tanıştı. O dönemde Satie ünlü Le Chat Noir kabaresinde çalıyordu. Paris’in avangard çevrelerini mesken edinen Satie ve Debussy, Wagner’in etkisi altındaki zamane müziği beğenmediklerinden ve değişmesi gerektiğini düşündüklerinden, tanışır tanışmaz iyi arkadaş oldular.

VİCDANİ RET KABUL EDİLİRSE KİM GİDECEK ASKERE?

Hrant Dink Vakfı Yayınları tarafından yayımlanan Asker Doğmayanlar kitabı, Pınar Öğünç'ün Türkiye'de vicdani ret tartışmalarının öne çıkan 14 ismiyle yaptığı görüşmelerden oluşuyor. Kitap, vicdani retçilerin bireysel hikâyelerini, Türkiye'deki militarist duruşu ve insan hakkı mücadelesi olarak vicdani reddin tarihini anlatıyor.

Send this to friend