Hera Büyüktaşçıyan’ın Körler Ülkesinin Karşısında isimli kişisel sergisi Galeri Manâ’da 15 Mayıs’ta açıldı. Tophane’de 19. yüzyıldan kalma bir değirmen binasından galeriye dönüştürülen mekân, sanatçının uzun zamandır hemhal olduğu mitoloji, tarih, ikonografi gibi pek çok disiplini farklı bir bağlam ve biçimde yeniden düşünebilmesi için etkileyici bir atmosfer sunmuş.

Sergi görünümü, Mayıs 2014, Galeri Manâ

Galeri görünümü, Mayıs 2014, Galeri Manâ

Körler Ülkesinin Karşısında ismi İstanbul’un kuruluş efsanelerinden birinden geliyor. Efsaneye göre Megaralı Byzas halkıyla birlikte özgürlüğünü ilan etmek ve kendi şehrini kurmak için yola koyulur. Olympos dağından başlayan yolculuk, Delfoi kentinin kahininin söyledikleriyle daha da önem kazanır. Kahin Byzas’a gideceği yeri tarif ederken kentini “körler ülkesinin karşısına” kuracağını muştular. Yola devam eden Byzas sonunda üç yanı denizlerle çevrili, yeşillikler içinde, görmediği güzellikte bir yarımadaya ulaşır. Yarımadanın tam karşısına göz attığında ise başka bir yerleşim yeri daha fark eder. “Bu güzel yarımada dururken öteki tarafa neden yerleşir ki insan, bu güzelliği görmemek için kör olmalılar”, diye düşünür. Böylece körler ülkesinin karşısına, bu güzelliğin yanı başına yerleşmeye karar verir.

Batık, 2014, demir, 140x110x90 cm.

Batık, 2014, demir, 140x110x90 cm.

Efsaneye benzer biçimde Büyüktaşçıyan da kafasında bir sergi fikriyle özellikle Galata bölgesinde bir yolculuğa çıkmış. Önce sergi mekânının altının bir zamanlar bir sarnıç olduğunu, sarnıca ait kayıtların sular idaresi arşivlerinde bulunabildiğini ve mekânın giriş katının zemininde açılan küçük bir pencereden sarnıcın görülebildiğini keşfeder. Sanatçı sarnıcın varlığını sergiye dâhil etmek için sergi boyunca bu küçük pencerenin olduğu çukuru her gün su ile dolduruyor. Beton suyu çektiği için de ertesi gün yeniden dolduruluyor suyun boşluğu.

Kişiye Özgü Balkon I, Ahşap, boya, seramik tekerlek 110.5 x 55.5 x 43 cm

Kişiye Özgü Balkon I, Ahşap, boya, seramik tekerlek, 110.5 x 55.5 x 43 cm

Manâ’nın sokağa bakan camları mavi renkle kaplı, göz bir an yanılıp, sular altında bir sergi gördüğünü sanıyor. Göz ve algı, görmek ve bakış serginin tamamına yayılmış güçlü kavramlar. Giriş katındaki ilk bakışta bir balkon demirini andıran Batık isimli heykelin büyük kütlesi ve ağırlığı hem mekâna tüm boyutlarıyla sıkıca yerleşmiş hem de kendisi dışında kalan boşluğu gönderme yapıyor. İçerisi ve dışarısı arasındaki kırılgan sınırın, ara bir mekânda oluşun metaforu olarak balkon imgesi, ikinci kattaki Kişiye Özgü Balkon adlı heykellerde ve Yükseliş İçin Etüdler serisinde de çıkıyor karşımıza.

Yükseliş İçin Etütler, 2014, Kağıt üzerine çizim, tahta raf, 29.5 x 21 cm, raf uzunluğu:24 cm

Yükseliş İçin Etütler, 2014, Kağıt üzerine çizim, tahta raf, 29.5 x 21 cm, raf uzunluğu:24 cm

Serginin en etkileyici işi kuşkusuz İskele isimli kinetik heykel. Buluntu ahşap malzemeler, mıknatıs ve motorlu bir mekanizmadan oluşan heykel tüm serginin kavramsal çerçevesini belirleyen görme eylemine duyuşu da ekleyerek izleyiciyi çoklu bir deneyime çağırıyor. Sabit bir görüşü tersyüz eden İskele, hareketi ve sesi bir araya getirdikçe mekân kadar zamansallık da önem kazanmaya başlıyor. İzleyici hareketli ahşap yüzeyin ürettiği seslerle hem heykelin sürekli akış halindeki formuna kaptırıyor kendini hem de diğer işlerle İskele arasında soyut paralelliklerin izini sürebiliyor.

İskele, 2014, Buluntu mobilya, kalas, motorlu mekanizma, mıknatıs 195 x 100 x 25 cm

İskele, 2014, Buluntu mobilya, kalas, motorlu mekanizma, 195 x 100 x 25 cm

Büyüktaşçıyan sergisinin tamamında oldukça farklı malzemelerin sabit gerçekliklerine müdahale ederken nesneye dair algının ve deneyimin olanaklarını zorluyor. Böylece sergideki tüm işler büyük bir yerleştirmenin birer parçası olarak okunabildiği gibi aynı zamanda tekli okumalara olanak sağlıyor. Görünenin içine dalan, kendisi de görünür olan izleyicinin bedeni ve bakışı da bu büyük yerleştirmenin dâhil olduğu dünyanın bir parçası haline geliyor.

Tetraplegia, 2014, buluntu stereoskop, bronz, ahşap, 145 x 75 cm

Tetraplegia, 2014, buluntu stereoskop, bronz, ahşap, 145 x 75 cm

Send this to a friend