Zimoun basit düzeneklerden etkileyici yerleştirmeler çıkaran İsviçreli bir sanatçı. Karton kutular, pamuktan veya mantardan yapılmış ufak toplar, teller ve kablolar yerleştirmelerinde sıkça kullandığı malzemeler arasında yer alıyor. Zimoun öncelikle bu malzemeleri içine yerleştirebileceği, oldukça yalın bir alan yaratıyor (Karton kutulardan inşa edilmiş bir oda veya yukarıdaki videoda gördüğünüz gibi beyaza boyanmış, silindirik bir sıvı deposu). Sonra bu malzemeleri bir bir bu alan içine yerleştiriyor ve elektrikli motorlar aracılığıyla bu malzemelere hareket katıyor. Sağa sola vuran ufak toplar, havada salınan kablolar, serum torbasından sıcak metalin üzerine düşen su damlalarından çıkan sesler mekânı dolduran, derin dip gürültüsünü oluşturuyor. Zimoun’un ilginç yerleştirmeleri internet sitesinde şu şekilde tarif ediliyor:

Zimoun mimari bir yaklaşımla ses platformları inşa ediyor ve bunu yaparken basit ve işlevsel parçalar kullanıyor. Önceden hazırlanmış bir düzenekle mekanik ritmi ve akışı keşfe çıkan yerleştirmelerinde, sıradan endüstriyel nesneler kullanıyor. Basit ve işlevsel malzemeleri saplantılı bir düzenekle sergileyen çalışmaları, Modernizm’in düzenli kalıpları ile hayatın kaotik güçleri arasındaki gerilimi ifade ediyor. Zimoun’un minimalist yapılarında ortaya çıkan ve duygusal bir derinlik taşıyan doğal görüngünün akustik uğultusu, çaba harcamadan yankılanmaya devam ediyor.

Zimoun bir röportajında belirttiği üzere, çocukluğunda büyükannesinin evinde top oynarken kulak kabarttığı kazan dairesinden gelen sesleri, yaşadığı ilk işitsel deneyimlerinden biri olarak hatırlıyor. Kazan dairesindeki makinenin âdeta bir kişiliği varmış gibi çalışırken çıkardığı homurtulu sesler aynı zamanda o kadar derinden bir bas ses yayıyormuş ki odadaki herşey zıngır zıngır titrermiş. Makine durduğu zaman çıkan çıtırtılı pıtırtılı soğuma sesleri ise bas seslerle tam bir zıtlık oluştururmuş. Kişilik sahibi kalorifer kazanı ile Zimoun’un işleri arasındaki ilişkiyi kurmak pek zor değil cidden. Sanatının diğer öğelerini ise şu şekilde açıklıyor:

Çalışmalarımda farklı ilgi alanlarım bir şekilde biraraya geliyor ve ses de kesinlikle bunlardan biri. Ayrıca genel anlamıyla basitliğe, indirgeyici metotlara ve sistemlere de ilgi duyuyorum. Estetik bakışa, malzemelere ve malzemelerin özelliklerine. Bir şeyi aktif hale getirmeye, yaratıma, alan ve mimariyi dönüştürmeye. Ve bir şekilde ‘canlı’  olan davranışlara, şu bahsettiğim kalorifer kazanının bir kişilik kazanmasına, ‘birisine’ dönüşmesine. Evet gerçekten, şişko ve kocaman birisine dönüşmesine!

Zimoun’un ilgi alanı, yarattığı minimalist yapılar ve üç boyutlu ses dünyalarında olduğu gibi, belli bir düzenekle üretilmiş seslerle sınırlı değil. Bulunmuş sesler olarak tabir edilen, doğal ortamlarında kayıt edilmiş sesler de çalışmalarının bir parçası olabiliyor. Aşağıda izleyeceğiniz tahta kurdu senfonisi de buna bir örnek. Tahta kurtlarının ağaç gövdelerinde tüneller açarken çıkardıkları sesi yükselterek bir odaya veren Zimoun, peşinde olduğu kaotik dünyayı burada da yakalamış.

Çalışmalarını muntazam bir şekilde arşivleyen Zimoun’un farklı yerleştirmelerde çekilmiş onlarca videosuna Studio Zimoun vimeo sayfasından ulaşabilirsiniz. İsviçre’de bir kimyasal sıvı deposunda hazırlanan çalışmasının yapım aşamasını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Send this to a friend