NEMO: OYUNBAZ BİLİM MERKEZİ

Amsterdam’da bulunan NEMO kökleri 1923’e kadar uzanan bir bilim merkezi. 2000 yılından itibaren İtalyan mimar Renzo Piano‘nun tasarladığı gemi şeklindeki yeni binasında hizmet veriyor. Yüzlerce farklı deneyle ve etkileşimli oyunla donatılmış bu beş katlı merkezde, çocuklar çılgınlar gibi koşturup her şeyi gönlünce kurcalarken, yetişkinler de, biraz daha yavaş ve sabırlı bir tempoyla da olsa, aynı derecede keyifli bir gün geçiriyor.

NEMO’nun terası, bilim merkezi kadar ünlü, zira yokuşsuz, tepesiz, gökdelensiz şehri yüksekten seyredebilmek için çok seçenek yok. Gemi şeklindeki bilim merkezinin hemen karşısında da gemi ve gemicilik müzesi Het Scheepvaartmuseum bulunuyor: Hollandalılar dünyayı keşfetmelerine, ticaretle zenginleşmelerine ve bağımsızlıklarını kazanmalarına yardım eden gemilerine çok düşkünler. Terasta çeşitli oyunlar, mimariye yönelik bilgiler ve şehri tanıtan panolar da bulunuyor.

Giriş katının büyük bir bölümünü Phenomena sergisi kaplıyor. Yer çekimi, ışık, ses ve statik elektrik gibi doğal fenomenlere ve doğa kanunlarına ayrılan bu bölüm, yirmi dokuz oyun ve dört bulmacadan oluşuyor. Geniş bir etki-tepki zinciri, baloncuk üretim köşesi ve devasa telsizlere ek olarak birçok ses, ışık ve gölge oyunu var. Her bir deneyin yanında Felemenkçe ve İngilizce sorular veya kısa açıklamalar bulunuyor.

Nemo Hollanda’daki en büyük bilim merkezi. Yapılacak ve keşfedilecek heyecanlı şeylerle dolu beş katlı merkezimiz, sorgulayacı bir zihni olan herkes için mükemmel bir mekân. NEMO’daki her şey bilim ve teknolojiyle ilgilidir: Sergiler, tiyatro oyunları, filmler, atölyeler ve gösterimler… Dünyanın işleyişini koklayacak, duyacak, hissedecek ve göreceksiniz. NEMO’yu ziyaret ettikten sonra köprülerin neden çok güçlü olduğunu, 30 yıl sonra nasıl görüneceğinizi, neden anne ve babanıza benzediğinizi, nasıl temiz su üretildiğini, öpüşünce ne olduğunu, ışık düzeneklerinin ve uyduların nasıl çalıştığını biliyor olacaksınız. Başka bir deyişle, NEMO’yu ziyaret etmek akıllıca bir iştir!

The Search for Life bölümü biyoloji, kimya, fizik ve astronimiyi bir araya getiren deneylerle uzay ve yaşamın sırlarını ele alıyor. Yaşam nedir, canlı ve cansız nesne arasındaki fark nedir, uzayda hayat var mıdır, evrenin tarihi kaç ışık yılıdır, DNA nasıl keşfedilmiştir gibi temel soruları ele alan deney ve oyunların yanı sıra, birçok Hollandalı uzay ve teknoloji merkezinin verdiği destek sayesinde ilgili alanlardaki en son gelişmelere, farklı bakış açılarına ve yeni keşiflere de yer veriyor. Bu bölümün en nadide köşesinde ise Miller-Urey deneyi tekrar ediliyor: 1953 yılında dört milyar yıl öncesinin koşullarına benzeyen bir kimyasal karışım hazırlayan ve bir hafta sonra proteinlerin temel taşı olan aminoasitlerin bu ortamda büyüdüğünü tespit eden Stephen Miller ve Harold Urey’in deneyini, daha karmaşık bir yaşam formu oluşup oluşmayacağını tespit etmek için beş yıldır sürdürüyorlar.

Bu bir DNA modeli. DNA tüm dünyadaki yaşamın temelidir. DNA birçok şeyin yanı sıra, vücudumuzdaki proteinlerin nasıl yapılanacağını belirler. Yani DNA olmadan, protein olmaz. Ama DNA’nın oluşması için de protein gereklidir. O zaman hayat nasıl ortaya çıktı? Hangisi önce geldi: DNA mı, protein mi? Bilim insanları bu soruya hâlâ cevap bulamamıştır.

Muhteşem Yapılar bölümündeyse çocuklar aileleriyle birlikte canla başla köprü ve baraj inşa ediyor, diğer bir köşede ise temiz su üretmeyi öğreniyor. İtme ve çekme kuvvetini, bina, köprü ve gökdelen gibi büyük yapıların biçimini, gücünü ve dengesini ele alan bu bölümde, Rotterdam’daki Erasmus köprüsünün sekiz metre yüksekliğinde bir modeli de bulunuyor.

Aşağıdaki fotoğraflarda görülen Akıllı Teknoloji bölümü sağlık, tasarım, sanat ve moda alanlarındaki yeni ışık teknolojilerine ve uygulamalarına yer veriyor. Işığın bitkilerin büyümesi ve insan gelişimi üzerindeki etkilerine, veri transferi için nasıl kullanılabileceğine veya nasıl bir elbiseye dönüştürülebileceğine dair çeşitli deney, tasarım ve oyunlar bulunuyor. LED elbisenin yapımına dair bilgi almak isteyenler bu bağlantıdaki söyleşiye göz atabilir.

Işık… ambianstır. Renkler insanların ruh halini etkiler. Araştırmalar mavi rengin insanları güvende ve rahat hissettirdiğini göstermiştir. Tren istasyonu gibi kamusal alanların maviye boyanması yerinde olur. Başka bir araştırma ise, bir dükkânın duvarlarını turuncuya boyamanın satışları düşüreceği için kötü bir fikir olduğunu belirtir. Sakin bir sabah, bir parti veya iki kişilik bir yemek mi planıyorsunuz? Mekânın rengini farklı durumlara uygun bir şekilde değiştirin.

İkinci katın büyük bir bölümü ergenlere ayrılmış: Teen Facts (Ergenlik Gerçekleri) bölümü ergenlikte yaşanan hormonal ve fizyolojik değişimleri eğlenceli bir üslupla ele alarak bu zor dönemden geçenlere yaşadıkları değişimleri bilimsel olarak açıklıyor. Bu bölümün az ilerisinde de gençleri cinsellik hakkında yol gösteren özel bir bölme bulunuyor.

Zihinde Bir Yolculuk, Sen, Ben ve Elektrik ve Kod Adı: DNA gibi daha birçok bölüm var NEMO’da. Çocukları hayatın her alanında karşılarına çıkan bilimsel gerçeklerle küçük yaşta tanıştıran, yetişkinlerin bilgilerini tazeleyen NEMO, merakı körükleyen öğretici ve eğlenceli deneyleriyle son derece ilham verici bir bilim merkezi. Türkiye’de de benzer bir merkez açılması hayaliyle…

İnsanlar otoriteye nereye kadar itaat eder?
…sadece emirleri uyguluyoruz.
Otoriteye itaat etme eğilimimiz toplumu bir arada tutan hayati bir çimentodur. Böyle bir eğilimimiz olmasaydı, kaos hüküm sürerdi. Ne var ki Nazi ölüm kampları, Kamboçya katliamları ve Bosna’daki etnik temizlik, tabiatımızdaki otoriteye itaat etme eğiliminin, insanlık hissimizi yok eden çürütücü bir zehir haline gelebildiğinin korkunç kanıtlarıdır.

Send this to a friend