Doğuştan sahip olduğumuz aklımızın aslında her tür bilgiye sahip olması gerekmez. Çocuklar halihazırda yetişkinlerden birçok şey öğrendiler ve paylaşacak da birçok şeyimiz var. Bence yetişkinler de çocuklardan ders almaya başlamalılar.

12 yaşındaki Adora Svitak 2010 Nisan’ında yaptığı TED konuşmasıyla, Baudelaire’in “deha istenildiği zaman çocukluğun yeniden ele geçirilmesinden başka bir şey değildir” sözünü bir kez daha doğruluyor. Sekiz dakikalık Türkçe altyazısı da bulunan konuşmasına, “çocuksu” nitelemesine itiraz ederek başlıyor:

Bir soru ile başlamak istiyorum: En son ne zaman “çocuksu” olarak nitelendirildiniz? Benim gibi çocuklar için, çocuksu olarak nitelenmek normal bir durumdur. Her gerçek dışı isteğimizde, sorumsuz davranışımızda ya da normal bir Amerikan vatandaşının hareketini sergilediğimizde, çocuksu olarak adlandırılıyoruz, bu gerçekten de canımı sıkıyor. Şu olaylara bir bakın: Emperyalizm ve sömürgeleştirme, dünya savaşları, George W. Bush. Kendinize sorun: Kim sorumlu? Yetişkinler.

Peki çocuklar ne yaptılar? Anne Frank Yahudi Soykırımı hakkındaki yazıları ile milyonları etkiledi, Ruby Bridges ABD’de ırk ayrımının bitmesine yardım etti, ve son zamanlarda, Charlie Simpson küçük bisikleti ile Haiti için 120.000 pound toplanmasına yardım etti. Bu örneklerle de anlayabileceğiniz gibi, yaşın bu durumla hiçbir ilgisi yok. Çocuksu diye hitap etmek yetişkinlerde sıkça görülen bir durum, bu yüzden sorumsuz ve gerçek dışı düşünceleri eleştirirken kullanılan, bu yaş ayrımı yapan kelimeyi yasaklamalıyız.

Ve tekrar soruyorum, kimi gerçek dışı düşüncelerin gerçekten dünyanın ihtiyacı olan şey olmadığını kim söylüyor? Belki önceden muazzam şeyler planladınız, ama şöyle düşünerek kendinizi durdurdunuz: Bu imkânsız ya da bunun için çok para gerekli ya da bunun bana faydası olmaz. Ne olursa olsun, biz çocuklar, sıra “neden yapmamalıyım”ı düşünmeye geldiğinde durdurulamayız. Çocuklar birçok ilham veren düşe ve ümitli düşüncelere sahip olabilirler; kimse aç kalmasın isteğim gibi ya da her şey bedava olsun ütopyam. Kaçınız hâlâ bu tür hayaller kuruyorsunuz ve gerçekleşebileceklerine inanıyorsunuz? Bazen tarih bilgisi ve ütopik fikirlerin geçmiş başarısızlıkları bir yük olabilir, çünkü biliyorsunuz ki eğer her şey bedava olsaydı, yemek stokları tükenirdi, kıtlık ve kaos oluşurdu. Diğer yandan, biz çocuklar hâlâ mükemmeliği düşleyebiliriz. Ve bu iyi bir şey, çünkü eğer bir şeyi gerçekleştirmek istiyorsanız, öncelikle onu düşlemeniz gerekir.

Yetişkinlerin genellikle çocuklarının davranışlarına kısıtlama getirme alışkanlıkları olduğu görülüyor; okulda “onu, bunu yapma“dan, internet kullanmalarına kadar. Tarihteki örneklerine göre, rejimler kontrolü sağlamak konusunda korkuya kapıldığında daha baskıcı hale geliyorlar. Ve yetişkinler totaliter rejimler seviyesinde olmasalar da, çocukların kurallar konusunda söz hakkı ya hiç yok ya da çok az; konumlarımız gerçekten eşit olsaydı, yetişkinler gençlerin isteklerini göz önüne alırlardı ve onlardan ders alırlardı.

Çocuklar büyüyor ve sizler gibi yetişkin oluyorlar. Gerçekten sizler gibi mi? Amaç, çocukları sizler gibi yetişkinler haline getirmek değil, sizin olduğunuzdan da daha iyi yetişkinler yapmak değil mi?

Send this to friend